Sanırım her kadın en az bir kere estetik olmayı düşünmüştür, mutlaka beğenmediği bir yeri olmuştur. Benim de oldu hatta yaptırdım da, tabii ki burnumu. Özellikle 2000’li yıllar sonrası yirmili yaşlarında olan kadınlarda başlayan estetik furyası öncelikle burun estetiğiyle fırtınalar estirdi. Ben bu kadarı bana yeter diyenlerdenim. Tabii ki zaman ilerledikçe Z kuşağı da büyüdükçe özellikle burun yaptırmayla başlayan estetik furyası bir anda her yerde gördüğümüz büyük dudaklar, dolgun yanaklar, çekik gözler hatta adını bilmediğim estetiklerle dolu bir sürü aynı yüze dönüştü. Bütün kadınlar dudaklarını büyütmeyi düşünmüş müdür-en popüleri o- işte bunu bilemiyorum. Ben düşünmedim çünkü ruju biraz taşırarak sürsem bile salçalı makarna ağzıma bulaşmış gibi hissederim. Bu konu artık büyük meseleler haline geldiği için estetik yaptırmakla ilgili olumlu veya olumsuz söylemlere denk gelmişsinizdir. Nerede gördüğümü hatırlamadığım bir yazıda “Aynada kendinize bakarken dudaklarınızın dolgun görüntünüze alışırsınız, dudak dolgunuz biraz bile inse kendinize çirkin görünmeye başlarsınız onun için hemen yeniletme ihtiyacı hissedersiniz ve artık eskisinden de daha büyük olur ve bu bir sarmal gibi devam eder” gibi bir yazıydı. Bunları söylüyorum ama ben estetiğe karşı değilim tabii tam olarak sahiplenmişte değilim. Benim en kafama yatan şey, eğer bir yerinizi “gerçekten” beğenmiyorsanız, sürekli kafanıza takılıyor, hayatınızı yaşarken başınıza gelen bazı şeylerin sebebi olarak bile görüyorsanız bence kesinlikle yaptırın ama kafanıza takılan bir şey yokken acaba nasıl olur düşüncesiyle estetik yaptırmayın tabii bi de herkes yaptırıyo diye! Her şeyin de en sonu herkes istediğini yaptırmakta özgür, kime ne!