Ben de bir şeyler yaparken arkada sürekli eski dizi açanlardanım. Avrupa yakası, yalan dünya, yaprak dökümü, aşkı memnu, adını feriha koydum, yabancı damat gibi eski dizileri sürekli arkada döndürürüm. Yemek yaparken, oyun oynarken, hatta yazı yazarken bile. Bu bağımlılığımızla ilgili bir çok fikir ortaya atılıyor “çocukluk travması” diyen de var “geçmişe özlem” diyen de. Biz bunları yapıyoruz da siz şöyle güzel bir konusu olan, bölümlerin bir-bir buçuk saat süresinde ilerlediği, gereksiz bakışmaların olmadığı, konusu töre veya patron-vasıfsız çalışanının aşkı olmayan yeni çıkan dizi gördünüz mü? İnternet dizileri var dersen süresi kısa olabilir ama çoğunda fazlaca müstehcen sahneler var herkese hitap etmiyor ve yayınlanan platformlar sürekli değiştiği için her diziye ulaşmak kolay olmuyor. Yabancı dizi izlemek istesek yine eski dizilere elimiz gidiyor yeni çıkan yabancı dizilerin çoğu sahnesinde cinsellik görmekten konu neydi diye unuttuğumuz anlar oluyor ki zaten yemek yaparken altyazı takip edilemiyor dublaj da fazla yapay geliyor. Hal böyle olunca kendimizi eski dizilerde buluyoruz. Peki eski dizilerde saçma şeyler yok mu tabii ki var. Ama bizi eski zamanların gerçek hayatlarına ışınlayıp götürüyor. Özellikle avrupa yakası, adını feriha koydum, yabancı damat hatta yaprak dökümü gibi dizlerde kendi hayatlarımızdan ya da çevremizde gördüğümüz hayatlardan kesitler görürdük aşkı memnu bile sosyetenin nasıl yaşıyor olduğu hayalini kurdurmuştu bize. Şimdi büyüdük ve hala aynı dizileri döndürüp duruyoruz belki de küçükken izlediğimiz diziler ilerde kendimizi hayal ederken olmak istediğimiz karakterleri hatırlatıyordu veya olmaması gereken davranışları “böyle yapılmaz” vurgusuyla gözümüze sokuyordu. Şimdiki dizilerde olan her karakter çabasızca zengin birini bulan veya olmaması gereken davranışları bile olur hale getiren türden. Ben pek tahammül edemiyorum ve döngüme devam ediyorum size başarılar dilerim.