Bazı mutlulukların fotoğrafı çekilmez.
Instagram’a konmaz, arkadaşlara anlatılmaz, hatta bazen insanın kendisi bile yaşadığı şeyin mutluluk olduğunu o an fark etmez.
Mesela;
Evde yalnız kalmak
Ev boşaldığında oluşan o sessizlik…
Kimseye cevap vermek zorunda olmamak, müziği istediğin kadar açmak (tabii komşulara dikkat), pijamayla dolaşmak, mutfakta sadece kendini düşünerek kek yapmak…
Bazen evde yalnız kalmak, insanın kendisiyle baş başa kalabildiği küçük bir tatil gibidir.
Saçın tam istediğin gibi olduğunda
Dışarı çıkmak için hazırlanırken hepimizin günü kurtarmalık yaptığı saçlar vardır. Bazen bir tarak dokunuşuyla, bazen onu bile yapmadan…
Rutin olarak yaptığımız bu kurtarıcı saçlar, kırk yılda bir çok güzel olur ve o gün bütün taşlar yerli yerine oturmuş gibi hissederiz.
Özgüvenimiz yükselir, günümüz güzelleşir.
Keşke bu günler kırk yılda bir gelmese…
Bir borcu kapattığında
Buraya yazması bile güzel geliyor.
Şöyle bir hayal edin; kredi çekmişsiniz, ödemesi sizi hiç zorlamıyor bile. Ama bir bakıyorsunuz, kredinizin son ayını ödüyorsunuz ve artık yok!
O parayı bir daha her ay ödemeniz gerekmeyecek.
İşte o an gelen “oh be” hissinin tarifini yapmak zor. Küçücük bir finansal zafer ama insanın ruhuna iyi geliyor.
Yeni aldığın kıyafeti ilk giyişin
Alışveriş yapmak başlı başına bir terapiyken, bir de yeni aldığın kıyafeti ilk giydiğin gün…
O özgüven! Ayy, hele bir de başkaları tarafından fark edilip “Çok güzel olmuş” diyen olduysa… “We are the champions” şarkısının içimizde yankılanışını duyarız.
Ve tabii bu listede olmayan; sütyeni çıkarma, temiz çarşaflara kendimizi bırakma, duştan çıkıp mis gibi pijamaları giyme gibi daha niceleri…
Kimse görmez, kimse alkışlamaz.
Ama bazı mutluluklar zaten başkalarının görmesi için yaşanmaz.
Belki de büyüdükçe mutluluğun ne olduğunu biraz daha iyi anlamaya başlıyoruz. Büyük hayallerimizin gerçekleşmesini beklerken, hayatın aslında araya serpiştirdiği küçücük anlarda da bizi mutlu ettiğini fark ediyoruz.
Eskiden mutluluk denince aklımıza büyük şeyler gelirdi. Tatiller, yeni başlangıçlar, güzel haberler, kalabalık sofralar…
Şimdi bazen sadece sessiz bir ev, güzel bir kahve, temiz çarşaflar, tam istediğimiz gibi duran saçlar ya da sonunda kapanmış bir borç yetiyor.
Bu küçük anları kimseye anlatmadan sevmeyi öğrenmek de bir başarı oluyor.
Kendi kendimize, sessizce, “bugün iyi geldi” demek gibi.
Çünkü hayatımızın en güzel anlarının hepsi fotoğrafını çekip paylaşacağımız kadar büyük değil.
Bazıları yalnızca bize ait ve belki de en güzelleri tam olarak bunlar.