Kadınların kimseye anlatamadığı görünmez yorgunluk

Eşi zengin olan ve hiç çalışmayan ve çalışmak zorunda olmayan bir kadın düşünün sizce mutlu mu? Buna cevap vermek kolay olabilir peki ya hem kendisi hem eşi çalışan ve parayla hiçbir derdi olmayan bir kadın mutlu mu sizce? Bekar ve işinde mutlu kadınlar en mutlu olanlar mıdır? 

Kadın olmak genel olarak zordur her kadın yaşamının zor olduğunu en az bir kere aklından geçirmiştir. Ama çocukluğumu hatırladığımda iyi ki kadın olmuşum erkek olsaydım iğrenç olurdu diye aklımdan geçirir dururdum.

Erkekler her zaman biraz daha rahat görünmüştür gözüme özellikle 25 yaş sonrası erkeklerden bol bol duyduğumuz “hallolur ya takma kafana” cümlesi kadınlardan duymaya alışık olmadığımız cümlelerden biridir. 

Hayatımızda artık aklımız ermeye başladığında kendimize hep kısa süreli engeller koyuyoruz “yarınki ödevimi yaptığımda derdim bitecek” “haftaya çok önemli sınavım var onu geçemezsem hayatım bitecek” bunun gibi kodlamaları beynimize o kadar çok iletiyoruz ki artık alışkanlık haline gelip döngüye bağlıyor olabilir miyiz? Bu -çok önemli- diye nitelendirdiğimiz en büyük sınavların bile zaman geçtikten sonra aslında o kadar da önemli olmadığını bizim büyüttümüzü fark ettiğimiz olmuştur. Bu düşünceler zaman geçtikçe hayatımızın her alanına sızmaya başladı. “evi kirli bıraktım diğer kadınlar her an temiz”,“çamaşırları yıkamazsam kocamın temiz donu kalmayacak”, “her şeye yetişebiliyor muyum?” . Biz kadınlar kafamızda bir şeyleri sürekli organize edip yerli yerine oturtmaya çalışırken erkeklerden yine bir cümle gelir “hallolur ya takma kafana”. 

. 

Şimdi durup geriye baktığımızda eşi zengin olan çalışmayan kadının hiçbir derdi yoktur desek çalışmadığı için sosyal hayattan uzaklaştığını, hayatın gerisinde kaldığını düşündüğünü ve sosyalleşmek için eşine bağımlı olduğunu görmemiş oluruz. 

Hem çalışıp hem evli olan kadınları düşündüğümüzde onların derdi yoktur mudur acaba? Bir yandan iş hayatını idare eden bir yandan ev işlerini halletmeye çalışan hatta eşlerinin de her ev işini ortak yaptığını düşünelim en mutlusu olabilir mi? “İş arkadaşım bana böyle söyledi acaba artık aramız iyi değil mi?” “çocuk yapmasam ilerde pişman olur muyum?” “çocuk yapsam pişman olur muyum?” “çevremdeki herkesi memnun edebiliyor muyum?”. 

Şimdi de bekar ve çalışan sosyal kadınları düşünelim. Çevresindekileri inceleyip inceleyip kafasında kurar -tabii olmazsa olmaz aile baskısıyla da beraber- “hayatın gerisinde kalıyorum” “kariyerimi düşünürken özel hayatıma odaklanamadım” “ya bir gün çocuğum olmasını istersem” “ya yalnız ölürsem”. 

Düşünceler devam ettikçe daha da karanlık hale gelmeye başlar ve bunlar sadece tahmin edebildiklerimiz.

Sonuç olarak kafamızda kodladığımız bütün “bu da geçerse” veya “ya pişman olursam” düşünceleri biz kadınları hayatta önümüze henüz çıkmamış olup çıkabilecek engelleri bile hesaplamaya teşvik ediyor. Erkeklerde farklı olan durum kafaya taktıkları düşünceleri olsa bile bu düşünceleri gündemlerinin temeline yerleştirmiyor oluşları. Bunun temelinde de kadınlara küçüklüklerinden beri yüklenen en iyisi olup her şeye yetişebilmelisin kodlamaları var. Hepimiz “geyşa” kavramını duymuşuzdur mutfakta, sokakta, yatakta diye devam eden. Hayatın akışındayken herhangi bir şeye yetişemediğimizde kafamızda hemen en kötü düşünce beliriyor “BEN YETERSİZİM”. Dışarıdan baktığımızda her şeye yetişememek ne kadar normal bir durum aslında, hatta her şeye yetişebilmek bir mucize. Erkeğe küçüklüğünden beri yüklenen davranış kalıpları var mı sizce? Erkekler için işte, evde, sokakta, mutfakta diye başlayan bir davranış kalıbı duydunuz mu? Bir erkeğe kadının kalbine giden yol midesinden geçer temalı herhangi bi söz var mı? Ben de öyle tahmin etmiştim o zaman vurucu cümlemizle kapatalım. “Hallolur ya takma kafana”

Yorum yapın